Irkçılık Bir Hastalık Mıdır?

Irkçılık Bir Hastalık Mıdır? Irkçılık Tedavi Edilebilir Mi? Irkçılık Nedir? Irkçılık Neden Var?

0 139

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Irkçılık geçmişten bugüne hala devam etmekte olduğunu gördüğümüz evrensel bir sorundur. Maalesef hala ırkçılık yapan insanlar etrafımızda var ve daha dün bu konuyla ilgili tarihe geçecek talihsiz bir olay yaşandı. Peki ırkçılık bir hastalık mıdır? Tedavi edilebilir mi? İnceleyelim..

Birçok ırkçı saldırının ardından “hastalık” gerekçesi öne sürülür, psikolojik rahatsızlıklardan bahsedilir. Bu şekilde olayın ciddiyeti indirgenir ve ne kadar çirkin olduğu törpülenerek insanlara sunulur. Fakat durum böyle değildir…

Irkçı insanları, ırkçılığı bir hastalık, psikolojik bir rahatsızlık olarak adlandırmak ırkçılığı hafife almak demek oluyor. Ayrıca psikolojik rahatsızlığı ve hastalığı olan insanlara da haksızlık etmiş oluyoruz. Psikolojik sorunlar, hastalıklar istemsizce oluşurken ırkçılık böyle değildir. Kişi bunu bilerek ve isteyerek yapar. Bireyin kendisini, kendi ırkını, kültürünü, dinini, toplumunu üstün görme ve diğerlerini aşağıda görerek yaşam alanı tanımak istememe durumuna kaba tabiri ile ırkçılık denir ve ırkçıları bir ruh hastası ve ya psikolojik sorunları olan bir birey olarak nitelendirmek eksik kalmaktadır.

Bu sebeplerle ırkçılık bir hastalık değildir. Irkçılığı tanımlayacak olursak bir doktriner ideoloji olarak adlandırabiliriz. ABD’de siyahi insanların hakları için verilen mücadelelerin simge isimlerinden biri olan Malcolm X’e atfedilen “Irkçılık ideolojik bir düşünce değildir, aksine psikolojik bir rahatsızlıktır” denmesi ile ırkçılığı anlamaktan çok uzak olunduğu ve sorunun çözümün yanlış yerlerde arandığı ortaya çıkmıştır.

Irkçılık bir hastalık olarak nitelendirildiğinde ciddiyetinin kavranması zor olur. Çünkü hastalıklar istemsizce gelişebilen şeylerdir. Bu ırkçılığı insanların gözünde masumlaştırabilir. Fakat ırkçılık bizzat insan eliyle ve bilinciyle inşa edilen bir fikirdir ve hastalık olduğu iddiaları yanlıştır. Günümüzde hala bu fikre sahip insanların bulunması gerçekten üzücü…

Irkçılık, yabancı düşmanlığı, nefret, ötekileştirme, kendi kültürünü üstün görme gibi kavramları barındırır. Bu nedenle kimse ırkçı olarak doğmaz, ırkçılık sonradan öğrenilen bir kavramdır. Genetik bir aktarımı da yoktur. Bir siyah ve bir beyaz renkli bebeği yan yana getirdiğimizde birbirlerini incelerler. Bu onlara eğlenceli gelir, oyun oynarlar, arkadaş olurlar fakat iki taraftan biri “o siyah/o beyaz, o benden daha alt kulvarda” demez. Bu nedenle ırkçılığın biyolojik bir kökeni yoktur. Bunların aksine kültürel bir aktarım söz konusu olabilmektedir.

Genç, yaşlı, çocuk, kadın demeden elli kişinin öldürüldüğü Yeni Zelanda’daki Christchurch Katliamı, Norveç’te seksene yakın çocuğun katledildiği Ütoya Adası katliamı ve son olarak Hanau saldırısı ırkçılığın hafife alınmaması gerektiğini bizlere göstermektedir. Daha dün tüm dünya yeniden ırkçılık söylemi ile karşı karşıya kaldı. Geçmişten bugüne beyazların üstünlüğünü savunan, yabancı düşmanı, ölümcül nefret ve ırkçı şekilde hareket eden katiller bu katliamları hastalıklı bir bünyeye sahip oldukları için yapmamışlardır.

Hiç kimse birbirinden farklı değildir ve kimse kimseden üstün olamaz. Tüm dünya bir olmalı ve ırkçılık artık yok olmalıdır. Irkçılığın bir an önce bu dünyada unutulan bir kavram haline gelmesini dileriz…

Cevap bırakın